OTİZM

OTİZM

Otizm, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bozukluktur. Günümüzde, otizme neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte kimi  araştırmacılara göre beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı sanılmakta, kimi araştırmacılara göre ise genetik olduğundan kuşkulanılmakta ve bu konularda çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Çevresel faktörlerin (ailesel özellikler, çevre kirliliği ve kimyasal maddeler gibi) otizmi tetiklediği düşünülmekle birlikte, henüz bu konuda bilimsel dayanak mevcut değildir. Otizm günümüzde en sık rastlanan ve giderek artan gelişimsel yetersizliklerden biridir.

"Otizm", “Yaygın Gelişimsel Bozukluklar” ana başlığı altındaki bir grup gelişimsel bozukluklardan bir tanesidir. Bu grupta otizmin yanı sıra "Asperger Sendromu", "Çocukluğun Dezentegratif Bozukluğu", "Başka Türlü Adlandırılamayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk" gibi gelişim bozuklukları da yer almaktadır.

Otizm Spektrum Bozuklukları arasında;
- Atipik Otizm,
- Asperger Sendromu,
- Çocukluk Disentegrasyon Bozukluğu,
- Rett Sendromu mevcuttur.

Otizmli çocukların genelinde öğrenme zorluğu vardır. Otizmli çocuklar genel olarak çevrelerini algılamakta ortak bir zorluk çekerler. 


Ne zaman otizmden şüphelenilmelidir ?

Otizmli  çocuklar sözel iletişim, duygusal ve sosyal alan ve davranışsal olmak üzere 3 alanda zorluk yaşayabilirler. Çocuğunuzda aşağıdaki bulgulardan tamamı olmasa da bir kısmı görülüyorsa  vakit geçirilmemelidir... Çünkü yapılan çalışmalar  en önemli basamağın erken teşhis ve doğru yönlendirme olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ebeveynlerin ve bakım verenlerin çocuğun davranışlarını gözlemlemesi  , bazı sorunları erken fark edebilmeleri açısından çok önemlidir.

1. Sözel İletişimde Bozukluk:
Çocuklarda; Ortalama 6-7 aylıkken agulama, 8-9 aylıkken heceleme, 1 yaşında iken anlamlı  tek kelimeler, 2 yaşında iken 2-3 kelimelik cümlelerle  konuşma başlamaktadır.Otizmli  çocukların önemli bir bölümünde bu basamakların hiç biri belirtilen zaman diliminde ortaya çıkmamıştır. Bazılarında 8-18 aya dek olan konuşma basamakları başlamışsa da o dönemde ya duraklama ya da gerileme göstererek ilerlememektedir. Otizmli çocukların büyük bir bölümünde  konuşma gelişmemiştir. Bir kısmında ise konuşma gelişmesine rağmen kendine özgü bir şekli vardır. En çok gözlenen özellikler zamirleri yerinde kullanamama, kendilerinden 3. tekil şahıs olarak söz etme ( örneğin kendinden bahsederken ben yerine kendi ismini söylemek gibi), söylenenleri aynen tekrarlama (örneğin kendisine “hoş geldin, nasılsın?” dendiğinde o da “hoş geldin, nasılsın? der), anlamsız yere aynı kelime veya cümleleri tekrarlamalardır. Bazı nesneleri farklı şekilde isimlendirebilirler.  Konuşmaları monotondur, bazen ses tonunu ayarlayamaz, durup dururken çığlık atma gibi davranışlar gösterebilir.  Bazen kendi kendilerine mırıldanırlar. Konuşmadaki gecikme sıklıkla ebeveynin dikkatini çeken belirtidir . İsteklerini çevresindekilerin elini kendi eliymiş gibi göstererek işaret edebilir.

Otizm bozukluğu olan çocuklarda gözlenen durumlar:
- Göz kontağı kurmama, seslenildiğinde bakmama,
- Kucağa gelmeye ilgi duymama,
- Taklite dayalı oyunların gelişmemesi,
- Jest ve mimiklerin konuşmaya eşlik etmemesi,
- Yandan bakışların olması,
- Arkadaş ilişkisi kuramama,
- Oyuncaklarla amacına yönelik oynamama (örneğin arabayı ters çevirip tekerleklerini döndürürler),
- Karşısındakinin ne hissettiğini yorumlayamaması  gibi zorluklar yaşamaktadırlar,
- Yüz ifadelerinde donukluk, zaman zaman alışılmadık duygusal tepkiler, herhangi bir dış uyaran olmaksızın ağlama ve gülme görülebilir. Canları yandığında hiçbirşey hissetmemiş  gibi davranabilirler. Otizm bozukluğu olan çocuklar ilgi ve zevklerini başkalarıyla paylaşmaz.

3. Tekrarlayıcı Hareketler, Sınırlı İlgi Alanı, Rutin Olarak Bazı Davranışların Tekrarı:
a) Tekrarlayıcı Hareketler:

- Kendi çevresinde dönme
- Nesneleri Döndürme
- Dönen eşyalara ve elektronik aletlere ilgi (çamaşır makinası, elektrikli süpürge gibi)
- Ellerini kanat çırpar şekilde sallama
- Öne arkaya sallanma
- Farklı  el hareketleri
- Parmak ucunda yürüme
- Başını vurma
- Ellerini ısırma
b) Sınırlı İlgi Alanı:
- Markalar, telefon numaraları,reklamlar, haritalar, logolar, doğum tarihleri  gibi konulara ilgi gösterebilirler,
- Sınırlı alanda, yoğun ve sıra dışı ilgilere sahip olabilirler,
- İlgi takıntıları: Bazı konulara karşı aşırı ilgi duymak ve başka konuları dışlayarak sürekli o konularla ilgili konuşmak, okumak, ilgilenmek vb. istemek,
- İlgi duyduğu konularla ilgili ince ayrıntıları anımsamak: Kendi favori konularındaki en ince ayrıntıları bile ezbere bilmek.
c) Kendi Rutinlerine Sıkı Şekilde Bağlı Olma Durumu:
- Eve aynı yoldan gitmek isteme,
- Belli yerde alışveriş yapma,
- Belli markaları tercih etme,
- Oyuncakları yada eşyaları  belli bir sıraya dizme,
- Yeni giysilere karşı direnme,
- Kutular, şişe kapakları gibi alışılmadık nesnelere bağlanma,
- Değişikliklerden rahatsız olma gibi,
- Ayrıca yüksek sesten ve kalabalıktan rahatsız olma, cansız nesneleri koklama ve tatma gibi davranışlar gösterebilirler. Bu çocuklar reklam ve müzik kanallarına aşırı ilgili olabilirler, ve bu nedenle televizyon karşısında saatlerce oturabilirler. Bu da durumun seyrini daha da olumsuz etkiler.

Eşlik eden diğer belirtiler:
Otizm bozukluğu olan çocuklarda aşırı hareketlilik, hırçınlık, etrafa ve kendine zarar verici davranışlar, uyku sorunları, beslenme problemleri görülebilir.

Otizm Hangi Yaşta Başlar ?

Otizimli çocukların büyük bir kesiminde ilk bebeklik çağından itibaren belirtiler kendini gösterir. Ancak anne-babanın durumu fark etmesi, genellikle konuşmadaki gecikmesi nedeniyle 2-3 yaş hatta 4-5 yaşına kadar olabilmektedir. Bir çocuğun otizm tanısı alabilmesi için belirtilerin 3 yaşından önce başlaması gerektiği kabul edilmektedir.

Otizmli Çocukların Reklam Ve Müzik Kanallarını Seyretmesi Zararlı mıdır?

Otizmli çocuklar reklamlar  ve müzik programlarına fazla ilgi gösterebilir. Bu durum tabloyu çok olumsuz etkiler. O nedenle bu çocukları televizyondan uzaklaştırıp sosyal ortamlara sokmak, çocukla olan iletişimi arttırmak gerekir. Ayrıca bebeklik döneminde bakım veren kişi tarafından ilgisiz bırakılmış, fazla tek başına kalmış, yaşıtlarıyla birarada bulundurulmamış çocuklarda da otizm benzeri bulgular görülebilir. İki durumu birbirinden ayırmak  gerekir. Ancak her iki durumda da çocuğun değerlendirmesi yapılıp gereksinimleri belirlenmeli  ve  bu doğrultuda ilerlenmelidir.